KOOPERATİF ÜYELERİNDEN YÖNETİM KURULU KARARINA DAYANILARAK ALINAN LEHTAR KISMI BOŞ EMRE YAZILI SENETLERİN HUKUKİ DURUMU

Arş. Gör. Ahmet T. KEŞLİ

Uludağ Üniversitesi İİBF İşletme Bölümü

Ticaret Hukuku Anabilim Dalı

Uygulamada Konut yapı kooperatif-lerinde yaşanan suistimallere çok sıklıkla rastlanmaktadır ve neredeyse her kooperatifte bu tür sorunlar yaşanmaktadır. Zaman zaman kooperatif yöneticileri gerçekte tamamlanması gereken, yani üyelerden ek ödeme talep edilmemesi gereken aşamadaki kooperatiflerde de, üyelerden ödeme istemektedir. Yani, kooperatife ödenmesi gereken paralar tamamen ödendikten sonra bile ek ödeme talep edilmektedir. Hatta bu konuyu Genel Kurul gündemine getirip karar alınmasını sağlayamayacakları için çoklukla Yönetim Kurulunda ek ödeme kararı alarak senet istemektedirler. Bu senetleri vermek istemeyen üyeleri de dairelerin teslimini geciktirmekle tehdit etmektedirler. Kooperatif yöneticileri elde ettikleri bu senetleri ya doğrudan doğruya kendi adına tahsil ederek bedeli zimmetine geçirmek istemekte veya başka bir şahsa bu senedi devrederek dolaylı şekilde bedeli zimme-tine geçirmek istemektedir. Özellikle Kooperatifin tamamlandığı ve dairelerin teslimi aşamasına gelindiği dönemde bu durum daha kolay tesbit edilmektedir.

Bu çalışmanın amacı, Yapı Kooperatif-lerinde üyelerden istenecek kooperatif ödemelerinde uyulması gereken usul ışığında bakılınca, üyelerden istenilen ve özellikle de senedin sebebi olan borcun mevcut olmadığı, lehtar kısmı gösterilme-miş senetlerin nasıl devredileceğinin incelenmesi ve ayrıca, senetler son hamil lehtar olacak şekilde doldurulmuşsa, senetlerin akıbetinin ne olacağının tesbitidir.

1. TARAFLARIN SENETLERLE İLİŞKİSİ

1.1. Senetler Kooperatife Verilmiştir

Bu tür senetlerde öncelikle belirtilmesi gereken mesele şudur; bu senetleri üyeler gerçekte Kooperatife borcu olduğunu sanarak vermektedir. Senedi elinde bulunduran ve lehtar kısmında kendi adı yazan son hamil, keşidecideki kendi şahsi alacağı için bu senetleri almış değildir. Yani bu senetlerin ortaya çıkış sebebi kooperatifin tamamlanması için ödeme yapılmasının gerektiği düşüncesidir. Senetler Kooperatife verildiği için, ihtilaf tarafların bu senetleri ellerinde bulundurma sebebi ve şekli üzerinde çıkmaktadır.

1.2. Kooperatife Verilen bu Senetleri Yöneticiler Kendi Adlarına Doldurarak veya Üçüncü Bir Şahsa Devrederek Tahsil Etmeye Çalışmaktadır

Kooperatifin piyasaya ödenmesi gereken borcu kalmadığı için, yöneticiler, bu senetleri kendi adlarına doldurup tahsil etmek istemektedir. Hatta bazı kooperatiflerde yöneticiler o kadar pişkin hareket etmektedir ki, senetlerin lehtar kısmına kendi adını yazıp kendi adına tahsile koymakta, dolayısıyla da doğrudan doğruya zimmet suçunu işlemektedir. Bazılarında ise yöneticiler bu senetlerin lehtar kısmını başka bir şahıs adına doldurup doğrudan o şahsa vermektedir, senedin lehtar kısmında adı geçen kişi senedi bizzat tahsile vermektedir. Bazı durumlarda da bu şahıslar senetleri sağlıklı bir ciro zinciri ile üçüncü kişilere devretmektedir.

Senetleri şekli görünüşe göre sağlıklı bir ciro zinciri ile elinde bulunduran iyiniyetli üçüncü kişiler bu çalışmanın inceleme konusunun dışındadır. Ancak senedin kambiyo rejimi içinde meşru hamili olmak ve kambiyo hukukundaki iyiniyetli üçüncü şahsa ilişkin extra koruma rejiminden yararlanmanın şartı şudur; senet mutlaka kıymetli evrak hukukundaki şekle uygun surette devredilmiş olunmalıdır, emre yazılı senedin devri sadece ciro ve teslim suretiyle yapılır. Yani bir kişinin iyiniyetli üçüncü kişi olması senedi sağlıklı bir ciro zinciriyle devralmasına bağlıdır[1]. Aksi halde ya meşru olmayan hamil durumuna gelir veya şahsi def’ilere muhatap olur.

2.SENETLERİN ORTAYA ÇIKIŞ ŞEKLİ

2.1. Ek Ödemeye İlişkin Yönetim Kurulu Kararı Batıldır

Kooperatifler Kanunu m.59/8, m.42/5 ve Koop. Kanunu m.88’e dayanılarak T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Teşkilat-landırma Genel Müdürlüğü Sayı:1/4 ile 1995’te hazırlanmış bulunan ve uygulamada sürekli olarak kullanılan, Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesi m.21, m.23/6 ve m.23/son uyarınca, üyelerden para (ödeme, taksit vs.) istenilmesi Genel Kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkilerdendir ve buna aykırı davranış da suçtur.

Koop. Kanunu Mad. 42 – “Genel Kurul bütün ortakları temsil eden en yetkili organdır. Genel Kurul, aşağıdaki yetkilerini devir ve terk edemez.....

Fıkra 5. Kanun veya anasözleşme ile Genel Kurula tanınmış olan konular hakkında karar vermek”

Kanunun 42/5 maddesi açıkça Kanun veya anasözleşme ile Genel Kurula tanınmış olan konular hakkında karar vermenin Genel Kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkileri arasında olduğunu belirtmiştir. Koop. Kanunu m.59/8 (Ek: 6/10/1988 - 3476/15 md.) “Yönetim kurulu üyeleri ve temsile yetkili şahıslar, genel kurulun devredemeyeceği yetkilerini kullanamaz.” Hükmünü amirdir. Ayrıca Ek Madde 2 - (Ek: 6/10/1988 - 3476/26 md.) “...59 uncu maddenin dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarına ... aykırı hareket eden kooperatif yönetim kurulu üyeleri ...cezalandırılırlar” hükmünü amir bulunmaktadır. Bakanlıkça hazırlanmış olan Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesi m.23/6Ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tesbit etmekGenel Kurul’un yetkisindedir ve yine m.23/son uyarınca daGenel Kurul bu yetkisini devir ve terk edemez.Bu hükümlerden açıkça anlaşılacağı üzere Kooperatiflerde üyelerden para (ödeme, taksit vs.) istenilmesi Genel Kurulun devir ve terk edemeyeceği yetkilerdendir ve buna aykırı davranış da suçtur. Dolayısıyla Türk Hukukunda yer alan hiçbir hüküm konusu suç teşkil eden bir sözleşmeye müsaade etmeyecektir. Zaten Borçlar Kanunu ve özellikle TTK m.1466 gereği “ticari hükümlerle yasak edilmiş bulunan muamele ve şartlar batıldır..” Bu hüküm emredici hükümlerdendir. Bu hükmün uygulanması sonucunda Kooperatif Genel Kurulunda alınmış bir karar olmaksızın, Yönetim Kurulunun yetkisiz olarak istediği kıymetli evraklar butlanla malul olarak doğarlar. Yönetim Kurulu’nun ek ödeme isteme yetkisi yoktur. Bunun sonucu olarak da hukuka, ahlaka aykırı doğan bu senetler butlanla malul olmaktadır[2]. Ayrıca BK m.19, 20, 61 de bunu gerektirir.

Her ne kadar bu bir kural ise de, kıymetli evrakın sebebinden mücerret olması ve şekli görünüşe güven kurallarının sonucu olan, emre yazılı senedi iyiniyetle devralan üçüncü kişinin korunması buna bir istisna teşkil eder. Burada bir konunun altını tekrar ve önemle çizmek istiyoruz ki, Kıymetli Evrak Hukukunda iyiniyetli üçüncü kişi olabilmek için, bono gibi emre yazılı senedi, sağlıklı bir ciro zincirine dayanarak devralmak şarttır. Bu usule uyulmadan devralınan senetlerde iyiniyetli üçüncü kişi iddiasına dayanmak mümkün olmadığı gibi, borcun sebebinin batıl olduğuna ilişkin def’iden de kurtulmak mümkün değildir.

2.2. Ek Ödeme Talebi Genel Kurul Kararıyla Mümkündür

Kooperatif Hukukunda üyelerden istenecek taksit ve ödemeler Genel Kurul kararına dayanır. Genel Kurulda alınmış bir karar olmaksızın üyelerden taksit ödeme vs. bir başka talepte bulunulması mümkün değildir. Eğer sağlıklı bir Genel Kurul kararı varsa üyelerden istenilen ödemeye itiraz kural olarak mümkün değildir. Ancak bu halde de, şartları oluşmuşsa, Genel Kurul kararının iptali prosedürü içinde ve kararın iptalinden sonra bu ödemeye mani olunabilir. Örneğin Genel Kurul, eşitlik ilkesine aykırı bir ödeme usulü belirledi ise bu kararın da genel kurul kararının iptali prosedürü içinde iptali mümkündür.

Ancak uygulamada üyeler de kooperatif faaliyetlerini izledikleri için genel kuruldaki çoğunluk psikolojisi içinde, ek ödeme talepleri Genel Kuruldan geçememektedir. Fakat bazı Kooperatif yöneticileri genel kurul kararı olmaksızın, bir Yönetim Kurulu karı ile, üyelerden ek ödeme talep etmektedir. Bu parayı ödemek istemeyen üyeleri de daireleri teslim etmemekle tehdit ederek senet almaktadır.

Bu konuya ilişkin davalarda, dava konusu senetler Yapı Kooperatifi Genel Kurulunda karara bağlanarak talep edilmiş senetler ise bu genel kurul kararının da iptali sağlanmadan ödemeden imtina edilemez. Genel Kurulda karara bağlanan ödemeler bu çalışmanın dışındadır.

3. KOOPERATİF YÖNETİCİLERİNİN SENETLERİ KENDİ ADINA DOLDURMASI

Özellikle Kooperatif tamamlandıktan sonra daha da net olarak ortaya çıkan ve Kooperatif tamamlanmış olduğu için daha kolay anlaşılabilen bu durumda, Kooperatifin piyasaya borcu olmamasına rağmen üyelerden istenilen senetleri yöneticiler kendi adına doldurup tahsil etmeye çalışmaktadır.

3.1. Kooperatif Yöneticileri ile Kooperatif Arasında akit Yapma Yasağı Vardır (Koop. Kanunu m.59/6, Ek m.2/1)

Kooperatif yöneticilerinin Kooperatif-ten kişisel alacaklı olması, mümkün olmakla birlikte, az rastlanacak durumdur. Zira, Kooperatif Hukukunda, Kooperatif Yöneticilerinin Kooperatif ile akit yapma yasağı vardır.

Koop. Kanunu m.59/6 (Ek: 6/10/1988 - 3476/15 md.) “Yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personeli ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına, bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamele yapamaz

Ek Madde 2 - (Ek: 6/10/1988 - 3476/26 md.) “...59 uncu maddenin dördüncü, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarına ....... aykırı hareket eden kooperatif yönetim kurulu üyeleri ....... cezalandırılırlar”

Yani yöneticinin Kooperatife mal satması ve bundan dolayı da alacaklı olması yasaktır. Kural bu olmakla birlikte, Bakanlıkça hazırlanmış olan Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesi m.23/3 uyarınca yöneticinin, görevi sebebiyle kendisine para ödenmesi gibi istisnai durumlarda Kooperatiften alacaklı olması mümkündür. Ancak bu alacak için Kooperatif Kıymetli Evrakının devralınması da sık rastlanacak bir durum değildir. Dolayısıyla yöneticilerin bu kıymetli evrak sebebiyle Kooperatiften kişisel olarak alacaklı olduklarına dair iddiaları afaki beyandan öteye gidemeyecektir. Zaten bu şekilde bir alacağın varolup olmadığı da Kooperatif evraklarının incelenmesinden ve özellikle de Genel Kurul kararlarından anlaşılacaktır. Çünkü, bu ödemelere de Genel Kurulda karar verilmektedir, genel kurul kararı olmaksızın yöneticilere para ödemek gibi bir uygulama yapılamaz. Zira Yönetim Kurulu üyelerine çalışmaları karşılığı ödenecek paraya genel kurulda karar verilmektedir (Bakanlıkça hazırlanmış olan Konut Yapı Kooperatifi Anasözleşmesi m.23/3). Bu sebeple de Kooperatif evrakları üzerinde bu yönde bir inceleme yapılmadan karar verilmemesi gerekir. Aksi halde, verilen karar eksik incelemeyle verilmiş bir karar olacağı için usul yönünden hukuka aykırı olacaktır.

Her ne kadar bir kıymetli evrak tanzim edildikten sonra bu senedin sebebini oluşturan temel alacak-borç ilişkisinin hiç doğmadığı ve açık senedin yetkiye aykırı doldurulduğu iddiası, 1989 tarihli İBK uyarınca, yazılı delil dışında bir yolla isbatlanamazsa da, burada istisnai bir durum vardır. Kooperatifler Kanunu akit yapma yasağı getirdiği için yöneticilerin kural olarak kooperatiften alacaklı olması pek mümkün değildir. Eğer tarafların senetlerin Kooperatife verilmiş senetler olduğu konusunda bir ihtilafı yoksa, Koop. Kanunu m.59/6, Ek m.2/1 gereği senedin sebebinin batıl olduğu ortaya çıkmaktadır. İhtilaf varsa bu ihtilaf kooperatif evraklarının tetkiki ile çözümlenip, bunun sonucuna göre hüküm kurulması gerekecektir.

3.2. Bu senetler Hukuken Butlanla Maluldür (TTK m.1466 ve Koop KN. m.59, 42)

Kooperatif yöneticileri ve üyeleri arasında yöneticilerin alacaklı olmasına ilişkin bir kambiyo sözleşmesi yoktur. Zira, Kooperatif yöneticileri ile üyeler arasında bu senetlerin sebebi olarak görülen borç hiç yoktur ve olamaz da. Bilindiği gibi, “ticari senedin oluşması aşamaları; (temel borç – alacak ilişkisi, kambiyo sözleşmesi ve ayni sözleşmedir). Yanların kambiyo ilişkisi kurma konusunda iradelerinin birleşmesi niteliğindeki kambiyo sözleşmesi aşamasını izleyen ve zilyedliğin devrini de içeren ayni sözleşme bulunmaksızın kambiyo ilişkisinin varlığından söz edilemez”[3]. Yönetim Kurulu’nun ek ödeme isteme yetkisi olmadığı gibi, yöneticilerle üyeler arasında da temel alacak borç ilişkisi mevcut değildir. Bunun sonucu olarak da hukuka, ahlaka aykırı doğan bu senetler butlanla malul olmaktadır[4]. Zira, TTK m.1466 gereği “ticari hükümlerle yasak edilmiş bulunan muamele ve şartlar batıldır..” Ayrıca bu durumda BK m.24’te yar alan saikte hata hali de mevcuttur çünkü üye gerçekte Kooperatife borcu olduğunu zannederek kıymetli evrak vermektedir, oysa bu durumda üyenin ödemesi gerekli bir borç yoktur. Buna ek olarak, BK m.19, 20, 61 de aynı sonucu gerektirir.

Sebebi butlanla malul olan bu senetlerle ilgili olarak, Kooperatif Yöneticilerinin, Kooperatifin iç işlerinden haberdar olmadıkları yönünde bir iddiada bulunmaları mümkün olmayacaktır. Bunun sonucu olarak da bu senetlerin sebebi olan ilişkiyi bilmediklerinin kabulü mümkün olmadığı için üyenin Kooperatife karşı sahip olduğu her türlü def’i bu şahsa karşı da ileri sürülebilecektir.

3.3. Kooperatif Hukukunda Eşitlik İlkesi Kamu Düzenine ilişkindir

Kooperatifler Kanunu madde 23’te eşitlik ilkesi benimsenmiştir, buna göre “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” Dolayısıyla Kooperatife borcu olmayanlardan bu senetlerin istenmesi eşitlik ilkesine de aykırıdır. Koop. Kanunu m.23 emredici hükümdür[5]. Bunun sonucu olarak da, Kooperatife borcu olmayan üyelerden bu paranın talep edilmesi emredici hükümlere aykırıdır. Borçluların takip edildiği kooperatif defterlerinden Kooperatife borcu olmayan üyeler tesbit edilebilecektir. Yani borçlu olmayan üyelerin bu parayı ödemesine hükmetmek kamu düzenini ihlal edecektir. Ayrıca Genel Kurulda bu yönde alınmış bir karar olmaksızın üyelerden farklı miktarlarda ödeme alınması m.23’e aykırıdır[6].

Emredici hükümler, aksine sözleşmenin bile geçerli olmadığı hükümlerdir, dolayısıyla bunlar öncelikle uygulanırlar, yani bu durumda Koop. Kanunu m.23 emredici hüküm olduğu için öncelikle uygulanacaktır. Bunun sonucunda da bu hükme aykırı olarak doğan kıymetli evraklar geçersizlik sebebiyle iptal edilecektir. Zaten Kooperatif Ana Sözleşmesi ve Koop. Kanunu ek ödeme talebi konusunda da paralel hükümler taşımaktadır.

Dolayısıyla eşitlik ilkesi (Koop. Kanunu m.23) gereği, borçlu olmayan üyelerden bu paraların tahsili mümkün değildir. Kooperatif evrakları incelenerek hangi üyenin Kooperatife ne kadar borcu kaldığı tesbit edilebilecektir. Bu durumda Kooperatif evrakları incelenmeden karar verilmesi hukuka aykırı sonuçların doğmasına sebep olacaktır.

4. SENETLERİN LEHTAR KISMINA BAŞKA BİR ŞAHSIN YAZILMASI

Uygulamada yöneticiler senetleri kendi adına doldurarak tahsile yeltendikleri gibi, bu senetleri üçüncü şahıslara da devrederek bu şahıslar kanalıyla bedeli tahsil yolunu da seçmektedir. Burada incele konumuz sadece, lehtar kısmı boş olan Kooperatif senetlerinin lehtar kısmında kendi adı yazılı olan kişiler içindir. Yoksa lehtar kısmına Kooperatif yazılı olan bir senedi şekli görünüşe uygun olarak (bonoyu ciro ve teslim ile) devralan kişi karine olarak iyiniyetli üçüncü kişi[7] durumda olduğundan bu şahıslar incelememiz dışındadır.

İncelememiz lehtar kısmı boş bırakılmış poliçe üzerindedir. Lehtar kısmının boş bırakılması iki ihtimali gündeme getirir, ya senet TTK m.584 gereği eksik unsurlu olduğu için poliçe sayılmaz veya senet TTK m.592 gereği açık poliçe sayılır. Bu ikisini birbirinden ayıran kriter tarafların iradesinin varolup olmamasıdır. Yani taraflar, senedin imza dışındaki bazı unsurlarını bilerek ve isteyerek boş bırakmış ve bu unsurları doldurma yetkisini karşı tarafa vermişlerse açık poliçeden söz edilir. Öte yandan taraflar tam bir poliçe verdiği zannıyla zorunlu unsurlardan en az birisi eksik olan bir senet verdilerse eksik unsurlu poliçe sözkonusu olur[8].

4.1.Üyeler Bu Senetleri Vererek Senet Hamilinden Mal Almamıştır

İnceleme konusu senetler şu şekilde bir durum arzetmektedir; Lehtar:bir üçüncü kişi, Keşideci:Kooperatif üyesi bir şahıs, Ciro:Yok, yani son hamil senedin lehtarı. Ayrıca senet metninde “bedeli malen alınmıştır” ibaresi mevcut. Bu senetler Kıymetli Evrak Hukuku uyarınca, bononun iktisadi fonksiyonu açısından şunu ifade eder; (Kooperatif üyesi olan) keşideci, senedin lehtar hanesinde adı bulunan kişiden aldığı mallar mukabilinde bu senetleri vermiştir. Kıymetli Evrak Hukuku gereği bu senetler bundan başka hiçbir anlam ifade edemez[9]. Oysa keşideci bu şahıstan bizzat mal almış değildir.

Bu davalarda çoklukla davalı olan kişi de Kooperatife mal verdiğini, yani keşideciye mal vermediğini açıkça ikrar etmektedir. Dolayısıyla "Mahkeme İçi İkrar" niteliğindeki bu beyan HUMK m.236 gereği davalı aleyhine "kesin delil" teşkil edeceği için davalı keşideciden şahsen alacaklı olmadığını kendi ikrarıyla isbatlamıştır. Senede-senet kuralı (HUMK m.290) münhasır isbat yolu değildir, senede karşı kesin delillerle isbat mümkündür[10]. Dolayısıyla da HUMK m.236 gereği lehtar olarak görülen şahsın, lehtar sıfatıyla bu senetlerden dolayı Kooperatif üyesinden talepte bulunma hakkı yoktur. Senede karşı isbat aslında senede karşı kesin delille isbat zorunlu-luğudur. Taraf senede karşı olan iddiasını karşı tarafın ikrarı (m.236) ile isbat edebilir[11]. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 24.3.1989 T., E.1, K.2 sayılı İBK ile Kambiyo Senetlerine karşı isbatın, senetle isbat olduğu belirtilmiştir, mahkeme içi ikrar da bu İBK’da aranan isbat şartını sağlamış olmaktadır.

Ayrıca burada bir hususa daha değinmek gereklidir, mal kaydı bulunan bonoda borçlu (yani davacı) alacaklı (yani davalıdan) mal almadığını iddia ve davalı da davacıya mal vermediğini kabul ederse, davacının iddiası sabit olmuş sayılır, fakat alacaklının (yani davalının) başka bir iddiası varsa, onu isbat etmesi gerekir[12]. Bu sebeple mal kaydı bulunan kooperatif senetlerinde, davacı üyeye mal vermediğini kabul edip, Kooperatife mal verdiğini iddia eden kişi, senedin lehtar kısmında kendi adı yazılıysa, senedi elinde bulundurma sebebini açıklama-lıdır, eğer bu şahıs senedi bir temlikname ile devraldığı iddiasında bulunuyorsa, keşideci Kooperatife karşı dermeyan edebileceği her türlü def’ilerini bu şahsa karşı da dermeyan edebilir. Zira bu şahıs, bonoyu ciro ve teslim yoluyla devralmış bir kimse durumunda olmadığından TTK m.599’dan yararlanamaz[13].

Ayrıca bu davalarda bir hususa daha dikkat etmek gerekmektedir şöyle ki, her ne kadar, senede karşı ileri sürülen def'ilerin aynı kuvvette olması gerekir ise de, bir tarafın iddiasını ispatlamak amacıyla HUMK.nun 344. maddelerine göre diğer tarafa kat'i yemin teklif etmesi mümkündür. Bu durumda mahkemece davacıya, yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Aksi düşünce ile bu hakkın kullandırılmamış olması yasal değildir[14].

4.2. Kooperatif Üyesi ile Senet Lehtarı Arasında Kambiyo Sözleşmesi Yoktur

“Bilindiği gibi, ticari senedin oluşması aşamaları; (temel borç – alacak ilişkisi, kambiyo sözleşmesi ve ayni sözleşmedir). Yanların kambiyo ilişkisi kurma konu-sunda iradelerinin birleşmesi niteliğindeki kambiyo sözleşmesi aşamasını izleyen ve zilyedliğin devrini de içeren ayni sözleşme bulunmaksızın kambiyo ilişkisinin varlığından söz edilemez[15].” Açık poliçenin de doğumu bir kambiyo sözleşmesini gerektirir. Keşideci tarafından düzenlenen açık poliçede kambiyo sözleşmesi poliçeyi oluşturur[16]. Yani olayımızda kambiyo sözleşmesinin tarafı görünen keşideci ile lehtar arasında bir kambiyo sözleşmesi yapılmamıştır. Çünkü, keşidecinin senet lehtarına borcu yoktur. Lehtar da bu hususu ikrar etmektedir. Dolayısıyla lehtar bu senetten dolayı meşru bir alacağa sahip değildir. Çünkü keşideci ile lehtar arasında kambiyo sözleşmesi yoktur.

Bu senetlerde TTK m.592’nin nasıl uygulanacağı inceleme konusu olacaktır. Yani “açık poliçe nasıl devredilir?” sorusu cevaplanmalıdır.

4.3. Poliçenin Cirosu

Ciro özellikle iyiniyetin korunması ve bazı def’ilerin dermeyanına mani olması sebebiyle özel bir şekle tabidir. Ancak, TTK m.599/2 alacağın temlikine ilişkin hükümlere özel bir atıf yaptığı için temlikname ile devir de mümkündür[17] fakat bunun sonuçları ciro ile devirden farklıdır ve Borçlar kanunundaki alacağın temliki hükümlerine tabidir, bu durumda da Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla Takip yapılamaz. Öyleyse, bir senet iki şekilde devredilir; ciro veya ciro dışı temlikname gibi bir devir şekli ile. Fakat, bunların şartları ve sonuçları birbirinden farklıdır. Açık poliçe için ise poliçenin devri ile bu senedin yazılmamış kısımlarını doldurma iki farklı müessesedir. Açık poliçenin de eksiksiz bir poliçe gibi devredileceğine ilişkin doktrinde ihtilaf yoktur, fakat eksikleri doldurma yetkisi ve bu yetkinin devredilip devredilemeyeceği tartışmalıdır[18].

4.3.1. Açık Poliçenin Devri

TTK m.690’ın yaptığı atıf sebebiyle Ciro’ya ilişkin TTK 593-602 maddeleri bonolar hakkında da geçerlidir. TTK m.1474’ün açık hükmü gereği “Kenar başlıkları da metne dahil(dir)...” yani yorum yapılırken kenar başlıklar da nazara alınarak yorum yapılmalıdır.

Bu durumda TTK m.690, m.593, m.595, m.596, m.598 özel öneme sahip hükümlerdir. Bunlar incelendiğinde, şöyle bir görünüm arzetmektedir; “Poliçenin devredilmesi: Kenar Başlıklı Madde 593 - Her poliçe ... ciro ve teslim yolu ile devrolunabilir” hükmünü amirdir. Bu hüküm, istisna getirmeksizin, bütün poliçelerin ciro ve teslime tabi olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla kanunun istisna getirmeyen bu açık hükmünden beyaz poliçenin devrinin de bu hükümlere tabi olduğu anlaşılmaktadır.

Cironun şekli” kenar başlıklı Madde 595 – “Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve "Alonj" denilen bir kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması lazımdır” hükmünü amirdir dolayısıyla da bu şekle uyulmaması ciroyu geçersiz kılar. Ayrıca, ciro; senede veya alonj’a yazılı ve imzalı olarak yapılır, temlik beyanı gibi ayrı bir kağıda yapılamaz[19]. Bu şekilde bir beyan alacağın temliki sonucunu doğurur ve BK m.167/I gereği, senet borçlusu, senedi temlik edene karşı sahip olduğu def’ileri senedi temlikname ile devralana karşı da ileri sürebilir[20].

Cironun hükümleri - Nakil vazifesi” kenar başlıklı Madde 596 – “Ciro ve teslim neticesinde poliçeden doğan bütün haklar devredilmiş olur.” Hükmü ile poliçeden doğan hakların ciro ile devredildiğini belirtmiştir. Bu usule uyulmaması poliçeden doğan hakların, bu arada TTK m.599 ile sağlanan hakkın da kullanımını engeller, fakat alacağın temlikine engel olmaz.

Hak sahipliğini ispat vazifesi” Madde 598 – “Bir poliçeyi elinde bulunduran kimse, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır.” Aksı halde meşru hamil olamayacaktır. Dolayısıyla, açık poliçeyi müteselsil cirolarla devralmayan kişinin durumu da bundan farklı değildir.

Bu hükümler topluca değerlendirildiğinde görülecektir ki, beyaz poliçeden doğan hakları kambiyo rejimi içinde devredebilmenin tek yolu ciro ve teslimdir. Açık poliçede lehtar kısmının gösterilememesi bu devir işlemini farklı bir usule tabi kılmaz. Açık poliçede yazılmamış kısımları doldurma yetkisi verilmesi bu senetleri başka bir devir yöntemine tabi kılmaz. Açık poliçe de eksiksiz senet ile aynı şekilde devredilir. Senet Kambiyo senedi olarak kaldığı sürece devir şekli Ciro’ya ilişkin TTK 593-602 hükümlerine tabidir. Açık poliçeyi doldurma yetkisi ile bu poliçenin devri başka başka hukuki müesseselerdir. Açık senedi tamamlama yetkisinin doğumu için, açık senedin geçerli bir şekilde devredilmiş bulunması gereklidir[21]. Açık poliçe de tedavülü kabil bir senettir ve bu yönden eksiksiz bir poliçenin devrine ilişkin kurallara tabidir[22], lehtarın ismi belirtilmemiş poliçe de ciro yoluyla devredilir[23], bu durumda beyaz cironun sağladığı imkandan faydalanılabilir[24]. Lehtar gösterilmeden tanzim edilen bir senedin ciro yoluyla dahi bir başkasına devri mümkündür. Zira 593 – 602 istisna getirmemiştir. Beyaz poliçede lehtarın yazılmamış olması ciro zincirini kopar-tacak şekilde yapılan devirlere manidir. Bir Kambiyo Senedine dayanarak talepte bulunabilmek için ciro zincirinin sıhhatli olması şarttır ve her poliçe gibi (TTK m.593) açık poliçe de bu hükme dahildir.

Ciro ise Kanun tarafından özel olarak düzenlenmiş, emre yazılı senetlerde, senette münderic olan hakkı devretmeye yönelik yazılı bir irade beyanıdır. Emre yazılı senetlerde, lehtar veya lehtarın emrine (lehtarın göstereceği şahsa) yapılması gereken bir edim sözkonusudur. İşte, ciro ile lehtar bu yeni alacaklıyı tesbit etmektedir[25]. TTK.m.596/1’de “ciro ve teslim neticesinde poliçeden doğan bütün haklar devredilmiş olur” hükmüne yer vererek ciro ile poliçeden doğan hakların devredildiğine açıklık kazandırmaktadır. Ancak bu devrin kanunen bazı def’ilerin (TTK m.599, 737) ileri sürülmemesi, yani yasaklanmış bulunması ve iyi niyetin korunması (TTK.m 598/2) dolayısıyla, özel olarak düzenlenmiş bir devir olduğu gene kanundan anlaşılmaktadır”[26]. Yani özetle ciro kambiyo senedindeki hakkı devreden ve meşru hamili tesbit eden sıkı şekil şartlarına bağlı işlemdir ve lehtar kısmı belirtilmemiş açık poliçe de bu hükme dahildir. Bir senedin lehtar kısmının boş bırakılması onu Kambiyo Senetlerine ilişkin hükümlerin dışında kurallara tabi kılmamaktadır. Emre muharrer senetlerden olan açık poliçe de ancak ciro ve teslim ile devredilebilecektir. Lehtar kısmı boş bırakılmış bono da kıymetli evrakın devir şekillerine tabidir.

Bu konuda Yargıtay kararları da çelişkilidir, bir kararında şöyle bir içtihatta bulunmuştur; “Bononun davacı tarafından dava dışı A.G. isimli kişiye boş olarak verildiği, sonradan lehtar kısmına davalının isminin yazıldığı,.... davacının davalıyla bir ilişkisinin bulunmadığı.... borç olarak verdiği parayı davacıya vermeyip senette ismi ve imzası olmayan A.G.’na verdiğini ve ondan alacaklı olduğunu açıklamış bulunmasına, böylece davcıyla kendi arasında bir borç ilişkisi olmadığın kabul etmiş olmasına, adı geçen 3.kişinin senette ciro imzası mevcut olmayıp davalı doğrudan doğruya lehtar durumunda gözüktüğüne göre yazılan bu açıklamaların davalı aleyhine kabulünün mümkün bulunmasına, lehtar gösterilmeden tanzim edilen bir senedin ciro yoluyla dahi bir başkasına devrinin mümkün olmasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları (yersizdir)[27]. Ancak başka bir kararda ise bunun zıddına bir sonuca ulaşmıştır, fakat bu karar muhalefet şerhli bir karar olarak çıkmıştır. Bu karara göre “Bononun lehtar hanesinin açık bırakılarak bir başkasına tevdii mümkündür... senedi alan kişi lehtar hanesine kendi adını yazabileceği gibi, isterse senedi lehtar hanesi açık olarak diğer bir kişiye vererek açık olan kısmın o kişi tarafından doldurulmasına imkan sağlayabilir. Olayımızda (dava dışı) ortaklık temsilcisi Y lehtar hanesi açık olarak kendisine verilen bonoyu davalıya vermiş, davalı da lehtar hanesine kendi ismini yazmıştır... bunu sonucu olarak davalı senette her ne kadar lehtar olarak görünüyor ise de hukuken hamil durumundadır...(bu durumda) davacı davalının kötüniyetle senedi iktisap etmiş olduğunu isbat (etmesi lazımdır)”[28]. Bu Kararın Muhalefet Şerhinde, “açık bonoyu alarak özel sözleşme hükümlerine göre tamamlayan kişi lehtar sıfatını taşıyor demektir. Yani ilk lehtardan açık bonoyu alan ve dolduran kimse, iyiniyetli hamil olarak açık bono hükümlerinden yararlanamaz[29] lehtar kısmı boş olarak devraldığı bonoya kendi ad ve soyadını yazan davalı hamil değil, lehtardır ve senet borçlusu bu kimseye karşı şahsi def’ilerini ileri sürebilir (ERİŞ Gönen)” denilmiştir. Aynı hüküm Kooperatife verildiğini bildiği senetlerin lehtar kısmında kendi adı yazılmış olan şahıs için de geçerlidir.

Burada bir hususu vurgulamak isteriz; kımetli evrakı ilk kez imzalayarak borçlanan kişi bu kıymetli evrakı teslim ettiği ilk alacaklısına (lehtar) karşı sahip olduğu şahsi def’ileri bu şahsa karşı ileri sürebilme hakkına her zaman sahiptir. Oysa lehtar kısmı doldurulmamış kıymetli evrakı ciro etmeden ve lehtar kısmına devralanın adını yazan ilk lehtar bu şahsi def’ilerden kurtulmaktadır. Zira senedin ne ön yüzünde ne de arka yüzünde bu şahsa ait hiçbir kayıt bulunmamaktadır, sadece senedi ilk asli lehtardan, lehtar kısmına adını yazarak devralan ikinci şekli lehtar ve senedi imzalayan keşideci şekli olarak senede yansımaktadır. Bu durumda da keşidecinin senedi imzalayarak verdiği asli lehtar senette hiç görünmediği için bu şahsa karşı sahip olduğu şahsi def’ileri dermeyan etme hakkı elinden alınmış olmaktadır.

4.3.2. Emre Muharrer Senet Ciro ve Teslim ile Devredilebilir

TTK m.690 mucibince bonolar hakkında da uygulanan, ciro’ya ilişkin TTK 593-602 maddeleri gereği emre muharrer senet ciro ve teslim dışında bir yolla Kıymetli Evrak olarak devredilemez. Cironun Şekli kenar başlıklı m.595 gereği cironun geçerli olması için bono veya bonoya bağlı olan, bononun arka yüzünün devamı kabul edilen alonj üzerine yapılması şarttır, temlik beyanı gibi ayrı bir kağıda yapılamaz[30]. Dolaylı olarak uygulanacak olan “Ciro – Şekil” kenar başlıklı Madde 560- “Bütün hallerde ciro, poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere göre yapılır” hükmünü amirdir. Dolayısıyla, açık poliçe de tam bir poliçenin tabi olduğu hükümlere tabi olacak ve ciro ile devredilecektir. Emre muharrer senetlerde şahsi def’ilere muhatap olmamak için, senedin mutlak surette ciro ve teslim ile devri şarttır. Bunun dışında, alacağın temliki gibi, bir yolla devredilmesi halinde, şahsi def’ilere karşı çıkma imkanı kalmaz. Zira kıymetli evraktaki hak sahipliği ve mülkiyet ilişkisi şekli mülkiyet ilişkisidir, bu sıkı şekli şartlarına göre bir hakka sahip olabilmek için bu hakkın devralınmasında geçerli olan şekli şartlarına uyulması şarttır. Devralınırken sıkı şekil şartlarına uyulmadan iktisap edilmiş bir hak için korunurken sıkı şekilde korunmak mümkün değildir.

4.3.3. Hamiline Yazılı Bono Düzenlenemez

Ticaret hukukumuzda devir şekilleri açısından Kıymetli evraklar nama, emre ve hamiline yazılı olarak üçe ayrılır. Nama yazılı senet temlikname ve teslim ile devredilir. Emre yazılı senet ciro ve teslim ile devredilir. Hamiline yazılı senet ise sadece teslim ile devredilir. Bazı senetler kanunen emre düzenlenmiştir ancak, bazı senetler hamiline düzenlenemez. Bono bunlardandır, bono hamiline düzenlenemez[31]. Yani bononun sadece teslimle devri mümkün değildir. Bonoda, lehtarın adı yazılı olmasa veya bononun, senedin hamiline ödeneceği kaydı bulunursa, böyle bir senedi bono olarak kabule imkan yoktur[32]. Lehtar kısmı boş bononun sadece teslim ile devredileceğinin kabulü kanunun ruhuna aykırıdır. Bono tesliminde devredenin belirtilmesi şarttır. Eğer lehtar kısmı boş bononun sadece teslim ile devredileceği kabul edilirse, o zaman hamiline yazılı bono doğmuş olacaktır. Bu yorum şekli ise Kıymetli Evrak Hukukunun ruhuna aykırı bir sonuç doğurmaktadır.

4.3.4. Açık Poliçe Muamelatta Mutad Olan Şekle Göre Doldurulur

Açık poliçede poliçenin nasıl dolduru-lacağına ilişkin anlaşmayı ve senedin bu anlaşmaya aykırı doldurulduğunu isbat yükü keşidecidedir. Ancak senedin açık olan unsurlarının nasıl doldurulacağı açıkça belirtilmemişse, bunun muamelatta mutad olan şekilde doldurulması lazımdır[33]. Poliçenin muamelatta mutad olan şekilde doldurulup doldurulmadığına senedi devralacak şahıs bizzat dikkat etmek durumundadır. TTK m.599 gereği poliçeyi devralan kişini ağır kusuru var ise anlaşmaya aykırı doldurulması hususu hamile karşı da ileri sürülebilir[34]. Hamil bu hususu biliyorsa veya bilmek durumun-daysa yada olağan özeni göstermemesi ağır kusur sayılır, hatta ağır kusurlu olunması halinde tanık da dinlenebileceğini Yargıtay kabul etmiştir[35]. Eğer senedi bu haliyle devralan kişi tacirse bu husus TTK m.20 sebebiyle daha dikkatle incelenmelidir. Bu durum özellikle Kooperatiflerden alınan senetlerde önem arzetmektedir. Zira üyenin Kooperatife verdiği senette lehtar olarak Kooperatifi kastetmemesi mümkün değildir. Kooperatif üyesi, senedi verirken gerçekte var olan veya var olduğunu sandığı bir Kooperatif ödemesini yaptığı düşüncesi ile vermektedir. Bu durumda da senedin lehtar kısmının Kooperatif olacağına ilişkin Kanuni bir karine vardır. Ayrıca Kooperatif defterlerinin tutulması açısından bakılınca da Kooperatife verilen senetlerin Kooperatif kayıtlarına alınmadan devredilmesi hukuka aykırıdır ve hatta TCK anlamında suçtur. Diğer ticari ilişkilerden farklı olarak üyelerin Kooperatife verdiği senetlerde lehtar kısmının Kooperatif olmaması yönünde açık veya zımni bir anlaşma olması mümkün değildir. Üye borç ödediği düşüncesi ile Kooperatife senet verdiği takdirde senedin lehtarının Kooperatif olduğu açıktır.

Eğer bu senetleri devralan şahıslar da tacir ise bu daha da önemlidir zira, TTK m.20 “her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır” hükmünü koymaktadır. TTK m.20/2’deki basiretli bir iş adamı gibi davranma mükellefiyeti, tacire, objektif bir ölçüye kıyasla belirli bir durumda evvelden taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya daha geniş olarak kendisinin sorumluluk altına sokulması şeklinde, külfet niteliği taşıyan bir hükümdür[36]. Tacir bu senetlerin lehtar kısmına Kooperatifin yazılması kastı olduğunu bilmediğini iddia edemez. Zira Kooperatif üyesi Kooperatife başka bir amaçla senet vermez. Üyenin verdiği senette lehtar kısmının Kooperatif olacağı hayatın olağan akışı gereğidir.

4.4. Temlikname ile Devir

Poliçeyi temlikname ile de devralmak mümkündür[37] ancak bu durumda, poliçenin yazılı bir devir beyanı ile devredilmesi ve senedin de teslimi şarttır. Fakat bu şekilde devralınan bir senet ile Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla Takip Yapılamaz[38]. Zira ciro zincirinin sıhhati kopmaktadır, ancak alacaklılık belgelene-bilmektedir. Ayrıca bu durumda alacağın temlikine ilişkin hükümler uygulanacağı için TTK’da sağlanan koruma rejiminden faydalanılamaz. Alacağın ciro ve teslimle değil de temlikname ile devralınması halinde, borçlu (veya halefi), temlik edene yani Kooperatife karşı ileri sürebileceği def’ileri alacağı devralan kimseye karşı ileri sürme hakkına sahiptir (BK m.167). Bonoyu temlikname ile devralan şahsın iyiniyetli olup olmaması durumu değiştirmez[39].

4.4.1. Temlik belgesi İle Devralınan Senetle Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yoluyla Takip Yapılamaz

Cironun Şekli kenar başlıklı m.595 gereği cironun geçerli olması için bono veya bonoya bağlı olan, bononun arka yüzünün devamı kabul edilen alonj üzerine yapılması şarttır, senet dışında düzenlenen temlik belgesi ile ciro yapılamaz[40]. Cironun şekli açısından geçersiz şekilde elde bulundurulan senet kambiyo senedinin meşru hamilliğini bahşetmez. Ancak bir temlikname olması durumunda sadece adi takip yapılabilir.

TTK m.598’den açıkça anlaşılacağı gibi “kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılmayan kişi, bonoyu elinde bulundursa da meşru hamil olamaz”. Maddenin kenar başlığı “hak sahipliğini isbat vazifesi”dir. Dolayısıyla m.598’in açık hükmü gereği, bu şekilde bir ciro zinciri ile bonoyu elinde bulundurmayan kişi hak sahibi olamaz[41]. Bonolar hakkında cari olan 593. maddesine göre bono ciro ve teslim yolu ile devrolunabilir. Aynı kanunun 595. maddesi de cironun bono veya bonoya bağlı alonj denilen bir kağıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir. Senet dışında düzenlenen temlik belgesine dayanılarak kambiyo senetlerine özgü yolla takip yapılamaz[42].

4.4.2. Bedeli Malen Alınmıştır kaydı İçeren Senedi Temlikname ile Devralan Şahıs İyi Niyetli Üçüncü Kişi İddiasına Dayanamaz

Şekli görünüşe göre kusurlu olmayan bir senedi devralan kişi iyiniyetli üçüncü kişi iddiasına dayanabilir. Yani, 1)senet metnine göre, TTK’da belirtilen zorunlu unsurları tam olan bir senedi 2)düzgün ciro zinciri ile elde etmiş olması durumunda bu kişi, karine olarak, iyiniyetli üçüncü kişi sayılabilir[43]. Şekli görünüşe göre meşru hamil olan kişiden bonoyu ciro+teslim ile devralan kişi TTK m.737 uygulamasına girer. Oysa senedi temlikname ile devralan kişi hem senette lehtar durumunda, hem de “temlikname ile senedi devraldım” demekteyse, bu şahıs senedi şekli görünüşe göre usulüne uygun almamıştır, bu senedin lehtar kısmını kim doldurursa doldursun, senedin lehtar kısmında adı geçen kişi bir mal satmadığını bilmektedir. Eğer bu şahıs bu senetleri başka birine ciro etmiş olsaydı işte ancak senedi ciro yoluyla devralan o şahıs, iyiniyetli olmak kaydıyla, üçüncü kişi sayılırdı ve korunurdu[44]. Oysa bu şahıs üçüncü kişi değildir ve olamaz da zira kendisi doğrudan lehtar durumundadır. Senet lehtarının iyiniyetli üçüncü kişi olduğu iddiası mantık kurallarıyla bağdaşmamaktadır. Açık poliçenin devri şekil şartlarına tam uyan poliçenin devrine ilişkin kurallara tabidir. Lehtar kısmı gösterilmeden tanzim edilen senedin ciro yoluyla dahi başkasına devri mümkündür[45]. Aksi halde, adeta hamiline yazılmış bono durumu ortaya çıkmaktadır. Oysa, kıymetli evrakta, sadece hamiline yazılı senetler “teslim” ile devredilir, emre muharrer senetler ciro+teslimle devredilir. Bono ise hamiline düzenlenemez.

4.4.3. Temlikname ile Senedi Devralan Şahsa karşı Şahsi Def’iler Dermeyanı

Alacağın ciro ve teslimle değil de temlikname ile devralınması halinde, borçlu (veya halefi), temlik edene yani Kooperatife karşı ileri sürebileceği def’ileri alacağı devralan kimseye karşı ileri sürme hakkına sahiptir (BK m.167). Bonoyu temlikname ile devralan şahsın iyiniyetli olup olmaması da durumu değiştirmez[46].

Bir alacağı temlikname ile devralan kişi artık o alacak için Ticaret Hukuku’ndaki kambiyo hukukunun sıkı şekil şartları ile koruma rejiminin dışına çıkmış, Borçlar Hukuku’nun umumi hükümler genel teorisi içine girmiştir. Bu şekilde bir devralma halinde, BK m.167/I gereği, senet borçlusu, senedi temlik edene karşı sahip olduğu def’ileri senedi temlikname ile devralana karşı da ileri sürebilir[47]. Dolayısıyla, bu temlikname ile devralınan senetlerin sebebi olan borcun hiç doğmadığına ilişkin def’i yeni alacaklıya karşı ileri sürülebilecektir. Sonuç olarak BK 167/I gereği, alacağın temlikinde alacağı devralana karşı şahsi def’ilerin dermeyanı kabil olduğundan, dava konusu senetlerin sebebi olan borcun hiç doğmadığına ve geçersiz olduğuna ilişkin def’i alacağı devralmış bulunan şahsa karşı da dermeyan edilecek ve bu şahıs, sebebi hiç varolmayan ve butlanla malul olan bu senetleri devralmakla hak sahibi olamayacaktır.


[1] KARAYALÇIN Yaşar, Özel Hukukta Meseleler Görüşler, “Hukuki Mütalaalar”, C.II, Banka ve Ticaret Hukuku Enstitüsü Yayın No:146, Ankara 1983, s.131.

[2] Yargıtay. 11.H.D. E.988/6942 K.988/6647 T.08.11.198 kararında da benzer bir yaklaşım kabul edilmiştir.

[3] Y.11.H.D.2.4.1981, E.81/628, K.81/1456, GÜRBÜZ A.Hulusi, Ticari Senetlerde (Kambiyo Senetlerinde) Bedelsizlik Sorunu, Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Cilt I, s. 269; Naklen; ŞİMŞEK Edip, Kambiyo Senetleri ve Hukuki İlişki Sorunu, Yargıtay Dergisi, 1978, C IV, s. 293.

[4] Yargıtay. 11.H.D. E.988/6942 K.988/6647 T.08.11.198 kararında da benzer bir yaklaşım kabul edilmiştir.

[5] Yargıtay 11. HD. 3.3.1981 T, E.1981/287, K.1981/910, POROY/TEKİNALP/ÇAMOĞLU, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2000, s.937.

[6] Yargıtay 11. HD. 14.3.1996 T, E.96/8775, K.96/1698, ÇEVİK Orhan Nuri, Kooperatifler Hukuku Uygulaması ve İlgili Mevzuat, Ankara 1999, s.703.

[7] Burada iyiniyetli üçüncü şahıs olmanın şartı da belirtilmiştir.

[8] DOMANİÇ Hayri, Türk Ticaret Kanunu şerhi, Cild IV, Kıymetli Evrak Hukuku ve Uygulaması, İstanbul 1990, s.118; ÖZTAN Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s.503; POROY/TEKİNALP, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.148; KINACIOĞLU Naci, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1999, s.131; İMREGÜN Oğuz, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.56.

[9] DOMANİÇ, age, s.466; OĞUZOĞLU Abdullah Çetin, Açıklamalı-İçtihatlı Bono ve Çek Sorunları, İstanbul 1996; İMREGÜN, age, s.108; POROY/TEKİNALP, age, s. 241, 242; KINACIOĞLU, age, s.247; ÖZTAN Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2000, s.200; GÜRBÜZ A.Hulusi, Yargıtay Uygulaması Işığında - Ticari Senetlerin İptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.147.

[10] Yargıtay 11. H.D. E.989/6259 K.989/3504 T.06.06.1989.

[11] KURU/ARSLAN/YILMAZ, Medeni Usul Hukuku –Ders Kitabı- Ankara 1993, s.378.

[12] TEOMAN Ömer, Yaşayan Ticaret Hukuku, Cilt I, Kitap 4, İstanbul 1995, s.201, KARAYALÇIN, age, s.325.

[13] KARAYALÇIN, agm, s.131.

[14] Yargıtay 11. H.D. 6.6.1989, E.989/6259, K.989/3504.

[15] Yargıtay 11. H.D. 2.4.1981, E.81/628, K.81/1456.

[16] POROY/TEKİNALP, a.g.e., s. 150.

[17] ÖZTAN, age, 2000, s.97.

[18] Bkz. İMREGÜN, age, s.57 vd.

[19] POROY/TEKİNALP, a.g.e., s. 82.

[20] KARAYALÇIN, agm, s.131.

[21] ÖZTAN, age, 1997, s. 508.

[22] POROY/TEKİNALP, a.g.e., s. 152; KINACIOĞLU, age, s.134.

[23] Y.11.HD.28.12.1982 E.5675 K.5730; UYAR Talih, Olumsuz Tesbit ve Geri Alma Davaları, Manisa 1984, s.182; ÖZTAN, age, 1997, s.510; KARAYALÇIN, s.12.; İMREGÜN, açık senedin eksik hali ile henüz kambiyo senedi niteliğini haiz olmadığı, senedi doldurma yetkisinin özel bir vekalet olduğunu ve bu yetkinin devredilemeyeceğini, bunun sonucu olarak da senedin, lehtar tarafından doldurulması lazım geldiğini beyan etmektedir, age, s.57. Ancak İMREGÜN de bu senetlerde ciro yapılmadan senedin lehtar hanesine herhangi bir şahsın yazılarak devredilebileceğine dair bir beyanda bulunmamaktadır. Aksine, yazar daha sıkı şekil öngörmektedir.

[24] ÖZTAN, age, 1997, s.510; GÜRBÜZ, age, s.515.

[25] ÖZTAN, age, 2000, s. 42.

[26] POROY/TEKİNALP, age, s. 164.

[27] Y.11.HD.28.12.1982 E.5675 K.5730, UYAR, age, s.182.

[28] Yargıtay 11. HD. 21.1.1991 T., E.89/8267, K.91/82, (BATİDER 1990, C.XV, S.3, s.164).

[29] KARAYALÇIN Yaşar, Ticaret Hukuku, III – Ticari Senetler (Kambiyo senetleri), 4. Baskı, Ankara 1970, s.120 vd.

[30] POROY/TEKİNALP, a.g.e., s. 82.

[31] ÖZTAN, age, 2000, s.47; POROY/TEKİNALP, age, s.94; KINACIOĞLU, age, s.46; İMREGÜN, age, s.15.

[32] ÖZTAN, age, 2000, s.202; GÜRBÜZ, age, s.237; DOMANİÇ, age, s.346.

[33] ÖZTAN, age, 2000 s.87.

[34] KINACIOĞLU, age, s.136; POROY/TEKİNALP, age., s.149; İMREGÜN, age, s.58; GÜRBÜZ, age, s.517.

[35] GÜRBÜZ, age, s.517.

[36] POROY/YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 1998, s.112.

[37] ÖZTAN, age, 2000, s.97.

[38] Yargıtay12.HD. 22.10.1991T., E.91/2876 K.91/10868

[39] KARAYALÇIN, agm, s.131.

[40] Yargıtay 12. H.D. E.991/2876 K.991/10868 T.22.10.1991; Yargıtay 15. H.D. E.986/2081 K.986/2268 T.04.06.1986; Yargıtay 11. HD.19.6.1986, E.86/3029, K.86/3059; Yargıtay 11. HD.28.12.1982 E.5675 K.5730.

[41] Yargıtay 12.HD.12.12.1979, E.79/814, K.79/4071.

[42] Yargıtay 12.HD.12.12.1979, E.79/814, K.79/4071.

[43] KARAYALÇIN, agm, s.131.

[44] Ayrıntısı için, Bakınız, GÜRBÜZ, age, s.101 vd.

[45] ÖZTAN, age, 1997, mufassal, s.509, 510; POROY/TEKİNALP, age, s.152; Y.11.HD. 28.12.1982, E.5672, K.5730.

[46] KARAYALÇIN, agm, s.131.

[47] KINACIOĞLU, age, s.137.